Konu Detayı Sayfası
Canlıların yaşamlarını sürdürebilmesi, değişen çevre koşullarına rağmen iç ortamlarının belirli sınırlar içinde tutulmasına bağlıdır. İnsanlarda vücut sıcaklığı, pH, kan glikozu, su ve elektrolit dengesi gibi değişkenler sürekli olarak düzenlenir. Bu dengenin bozulması hücresel işlevleri aksatabilir ve sağlık sorunlarına yol açabilir.
Bir basketbol maçı sırasında kalp atışının ve solunumun hızlanması, vücut sıcaklığının artması, yüzde kızarma ve terleme görülmesi; maç bittikten sonra bu değişikliklerin yavaş yavaş normale dönmesi homeostatik süreçlere örnektir. Vücut sıcaklığı dengeye gelene kadar terlemenin bir süre daha devam etmesi, iç dengenin korunmasının sürekli bir düzenleme gerektirdiğini gösterir.
Homeostatik süreçler fiziksel ve kimyasal olayları birlikte içerebilir. Örneğin kan pH değeri düştüğünde solunumun hızlanması fiziksel bir olay olarak değerlendirilirken böbreklerden H+ iyonlarının atılması kimyasal bir olaydır. Kan glikoz düzeyi yükseldiğinde glikozun hücrelere geçişi fiziksel, karaciğerde glikozun glikojene dönüşmesi ise kimyasal bir olaydır.
Egzersiz sonrası terleme, tuzlu yiyecek tüketimi veya benzeri durumlarda susama hissi ortaya çıkabilir. Cinsiyet, yaş ve vücuttaki yağ oranına göre değişmekle birlikte su, ortalama bir insanın vücut kütlesinin yaklaşık %60'ını oluşturur. Su, metabolik tepkimelerin gerçekleşebilmesi için gerekli ortamı sağlar. Elektrolitler de yaşam için gereklidir. Bu nedenle su ve elektrolit dengesinin korunması, iç ortamın kararlılığı açısından büyük önem taşır.
Kan plazmasındaki su miktarı azaldığında hipotalamusta bulunan reseptörler bu değişikliği algılar. Bunun sonucunda ADH (Antidiüretik Hormon) etkisi artar ve böbreklerden suyun geri emilimi artırılır. Böylece daha az su kaybedilir ve daha derişik idrar oluşur.
Kan plazmasındaki su miktarı yüksek olduğunda ise ADH etkisi azalır. Böbreklerde suyun geri emilimi azalır ve daha seyreltik idrar oluşturulur. Bu mekanizma, vücut sıvılarındaki su miktarının uygun aralıkta tutulmasına yardımcı olur.
Kan plazmasında su azalır → Hipotalamus değişikliği algılar → ADH artar → Böbreklerde suyun geri emilimi artar → Derişik idrar oluşur
Kan plazmasında su artar → ADH azalır → Böbreklerde suyun geri emilimi azalır → Seyreltik idrar oluşur
Vücuttaki iyonların belirli düzeylerde tutulması da homeostazinin bir parçasıdır. Kitapta bu düzenlemeye ilişkin şu örnekler verilmektedir:
Ücretsiz önizleme burada bitti
Asıl konu anlatımının ilk %30’unu okudunuz. Konu metninin devamını okumak ve etkinlik, performans görevi ile kontrol noktası çözümlerini görmek için abone olun.
Konu anlatımının tamamını aç