► İklim, yağış, ışık alma durumu gibi etmenler; türlerin yayılışını küresel düzeyde etkiler. Ancak bu etmenlerin etkisi, bir türün belli bir bölgede yoğun olarak bulunurken benzer özelliklere sahip başka bir bölgede bulunmamasını açıklayabilmek için yeterli değildir.
► Bir komünitedeki türler arası rekabet, tür içi rekabet ve simbiyotik ilişkiler türlerin yayılışını belirleyen diğer etmenlerdir.
► Canlılar gelişebilmek, hayatta kalabilmek ve üreyebilmek için çeşitli kaynaklara ihtiyaç duyar.
► Bu nedenle sınırlı bulunan kaynaklar, canlıları bu kaynaklara sahip olabilmek için rekabete iter.
► Komünitedeki canlı toplulukları, sınırlı bulunan besin, barınak, ışık vb. kaynaklar için birbiriyle rekabet eder.
► Kısıtlı olmayan kaynaklar için rekabet etmez. Örneğin topraktaki su sınırlı olduğu için iki bitki su için rekabet eder ancak havadaki oksijen için rekabet etmez. Çünkü bitkiler oksijeni kendileri üretebildikleri için havada yeterli oksijen bulunur.
► Besinin bol olduğu ancak yuva yapmak için uygun yerlerin sınırlı olduğu ortamlarda bireyler barınak için rekabet eder, besin için rekabet etmez.
► Rekabet, bir türün bireyleri arasında ya da farklı türler arasında görülebilir.
Tür İçi Rekabet: Bir popülasyon aynı zamanda, aynı alanda bulunan; aynı çeşit besinlerle beslenen, aynı barınma ihtiyaçlarına sahip, aynı türden bireyler topluluğu olarak düşünülebilir.
► Bu durumda bireylerin ihtiyaçları karşılandığı sürece aralarında rekabet oluşmaz ve popülasyon sürekli büyür. Ancak doğal yaşam alanlarında bu durum pek olası değildir.
► Doğada kaynaklar çoğunlukla sınırlı miktarda bulunur. Popülasyon büyüdükçe kaynaklar aynı oranda artmadığı için kaynak sıkıntısı oluşur. Bu da bireyler arasında rekabete neden olur.
► Tür içi rekabet, popülasyon yoğunluğuna bağlı olarak artar ve popülasyonun büyümesini sınırlandırır.
► Popülasyon yoğunluğu, birim alan veya hacimdeki aynı popülasyona ait birey sayısıdır. Aynı popülasyonun bireyleri arasında güneş ışığından yararlanma, besin, barınma ve eş bulma gibi etmenler için rekabet görülebilir. Galip gelen bireyler kaynaklardan daha fazla yararlanırken zayıf olan bireyler elenir. Örneğin sümsük kuşları (Morus bassanus, Morus bassanus) gibi okyanus kuşları, yavrularını avcılardan korumak için kayalıklara yuva yapar.

► Popülasyon yoğunluğu az olduğu zaman bütün kuşlar rahatlıkla güvenli yuva yerleri bulabilmektedir.
► Ancak popülasyon yoğunluğu arttıkça kayalıklarda sınırlı sayıda bulunan güvenli yuva yeri, belirli sayıda çiftin yuvalanmasına olanak tanır.
► Bu durumda kuşlar arasında güvenli yuva yeri bulmak için rekabet başlar. Yuva bulan kuşlar ürerken yuva bulamayan kuşlar üreme şansını yitirir. Popülasyonun büyümesi de bu şekilde sınırlandırılmış olur.
► Timsahların besin, tarladaki mısır fidelerinin ise güneş ışığı veya topraktaki su için rekabet etmesi tür içi rekabete örnektir.

► Rekabet sonucunda zayıf bireyler ya tamamen elenir ya da payına düşen az miktardaki kaynakla yetinmek zorunda kalır.
► Bu nedenle bu bireylerin üreme şansları da azalır. Örneğin diğerlerinden uzun olan mısır fideleri, güneş ışığını daha fazla alır ve yapraklarıyla bodur fidelerin üzerini örterek bunların daha az güneş ışığı almalarına neden olur. Böylece kendileri hızla büyürken yeterli ışık alamayan fideler cılız kalır.
Türler Arası Rekabet: Komünitedeki iki farklı türün aynı kaynakları, aynı zamanda kullanması bu kaynakların miktarında azalmaya neden olursa bu türler arasında rekabet görülür. Aynı bahçe içindeki yabani otlarla bahçe bitkilerinin güneş ışığı, topraktaki su ve mineraller için; aslanlarla sırtlanların yaşamlarını sürdürdükleri bölge (teritori) için, vaşaklarla tilkilerin ise tavşanlar (av) için rekabet etmesi türler arası rekabete örnektir.

► Türler arası rekabetin etkileri, 1934 yılında Rus ekolog G. F. Gause (Gaus) tarafından birbiriyle akraba olan iki protista türü Paramecium aurelia (Paramesyum aurelya) ve Paramecium caudatum (Paramesyum kaudatum) ile yapılan deneylerle gösterilmiştir.
► Gause, bu iki türü önce ayrı kültür ortamlarında ve düzenli şekilde besin ekleyerek yetiştirmiş, her iki popülasyonun hızla çoğaldığını gözlemlemiştir.
► Daha sonra iki türü de aynı kültür ortamında yetiştirmeye başladıktan bir süre sonra P. aurelia bireylerinin çoğaldığını ancak P. caudatum bireylerin azalıp yok olduğunu görmüştür.
► Gause, bu deneylerden yola çıkarak aynı sınırlı kaynağa ihtiyaç duyan iki farklı türün aynı alanda uzun süre var olamayacağı sonucuna ulaşmıştır.

► Türler arası rekabette ya türlerden biri ortamdan elenir ya da türlerden birinin veya her ikisinin popülasyon yoğunluğunda azalma görülür.
► Aynı ekolojik nişe sahip türler, aynı komünitede bulunmaz. Bu durumun gerçekleşmesi hâlinde türlerden biri (Gause deneylerinde görüldüğü gibi) veya her ikisi zarar görür.
► Doğada kaynak paylaşımı yapan türler, rekabeti azaltmak için çeşitli mekanizmalar geliştirmiştir.
► Bunlardan biri, aynı kaynağa ihtiyaç duyan türlerin karakter kayması adı verilen şekilde değişmesidir.
► Karakter kayması, morfoloji ve davranışlarda değişiklik şeklinde görülebilir. Bunun sonucunda kaynak paylaşımı yapan türler farklı bir kaynağı kullanmak, farklı bir ortamda yaşamak, günün farklı zamanlarında avlanmak vb. şekillerde değişerek rekabeti azaltabilir. Örneğin aynı ağaç türü üzerinde, aynı çeşit besinle beslenen Anolis (Anolis) cinsine ait kertenkele türleri, ağacın farklı kısımlarına (gölgeli, güneş alan vb.) yerleşerek rekabeti azaltır.

► Komünite yapısını etkileyen bir diğer etmen de türler arasında görülen av-avcı ilişkisidir.
► Av, bir etobur hayvan tarafından beslenme amacıyla öldürülen ve yenilen hayvanı, avcı ise beslenmek amacıyla bir hayvanı öldürüp yiyen hayvanı ifade etmektedir.
|
Avcı-Av Döngüsü İçin Lütfen Videoyu Seyrediniz. |
► Doğada av-avcı ilişkisinin dinamik bir yapı taşıdığı gözlenmektedir.
► Av olan popülasyonlar yem olmamak, avcı olan popülasyonlar da besin bulabilmek için çaba sarf eder. Bu çabada başarılı olanlar hayatta kalırken diğerleri elenir.
► Avcılar, keskin görüş yeteneğine sahip olma, avın yerini tespit etme, avı etkisiz kılma ve pençeleriyle kavrama, hızlı uçma, hızlı koşma vb. özellikleri gelişmiş hayvanlardır. Örneğin çıngıraklı yılanlar, gözleri ile burunları arasındaki bölgede bulunan ve ısıyı algılayan özelleşmiş organları sayesinde avlarının yerini tespit eder. Isırdığı hayvana zehirli salgısını enjekte ederek onu öldürür.
► Aslanlar ise pusu kurar ve avlarının yanına sessizce yaklaşabilir. Uygun mesafeye yaklaştıklarında da kısa sürede çok hızlı koşarak avlarını yakalar ve öldürür.

► Kartallar yüksekte uçarken bile yerdeki bir fareyi veya tavşanı görebilecek keskin görüşe sahiptir. Yakaladıkları avı güçlü pençeleriyle kavrar, yuvalarına götürür.
► Av olan popülasyonların bireyleri arasında daha iyi saklanan, daha hızlı koşan veya gizlice yaklaşan avcıyı daha erken fark edenler hayatta kalırken diğerleri yem olur. Örneğin bukalemun gibi hayvanlar, bulundukları ortamın rengine uyum sağlayarak oldukça iyi kamufle olur.

► Bazı durumlarda da av popülasyonlarında alarm çağrıları oluşturulur ve popülasyonun bireyleri birleşip avcıya karşı birlikte mücadele eder. Örneğin kargalar, yuvalarına saldıran baykuşlara karşı diğer kargalarla birleşerek yuvalarını baykuşlardan korumaya çalışır.

► Bazı hayvanlar, avcılardan korunmak için değişik savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Örneğin kirpiler dikenleri, kokarcalar yaydıkları koku sayesinde hayatta kalmaya çalışır. Zehirli kurbağalar da zehirli madde salgılayarak avcılardan korunabilir.
► Komüniteleri oluşturan türler arasındaki beslenme ilişkileri, komünitelerin yapısı ve dinamiklerini büyük ölçüde etkilemektedir.
► Av-avcı ilişkilerinde popülasyonlar birbirlerinin büyümesini etkiler. Özellikle tek av türüne bağlı yaşayan avcı popülasyonlarında bu durum çok daha keskin bir şekilde görülmektedir.
► Herhangi bir nedenden dolayı bir av popülasyonunun birey sayısı arttığında veya azaldığında bununla beslenen avcı popülasyonunun da birey sayısında artış veya düşüş gerçekleşir.
► Avcı popülasyonundaki dalgalanmalar da av popülasyonunu ters yönde etkiler. Bu durum vaşak ve tavşan popülasyonlarında görülmektedir.
► Doğada yapılan gözlemlerde tavşanların popülasyondaki birey sayısı arttıkça vaşakların da sayısının arttığı, bunun sonucunda daha fazla avlanılan tavşanların popülasyondaki birey sayısının düşüş göstermesiyle vaşakların da sayısının düştüğü görülmektedir.
► Vaşak sayısındaki düşüş, tavşan sayısının yeniden artmasına yol açar. İki türün birey sayısındaki dalgalanmalar, belirli aralıklarla yinelenir.

► Yırtıcı hayvanlar, avladıkları canlı topluluklarının gelişmesine katkıda bulunur.
► Kolay olduğu için genellikle yaşlı ve hasta bireyleri avlamayı tercih eden yırtıcılar, geriye kalan av popülasyonunun daha güçlü ve sağlıklı bireylerden oluşmasını sağlar.
► Otçulları avlayan avcılar, otçulların sayısını dengede tutarak üretici canlıların yok olmasını önler. Böylece komünitenin yapısı korunmuş olur.
► Bir komünitedeki yırtıcılar yok olursa yırtıcı baskısından kurtulan otçullar çok fazla çoğalır. Örneğin aslanların tümü bir komüniteden çıkarılırsa geyik, tavşan vb. otçulların popülasyonları büyüyebilir. Bu da bitki örtüsünün aşırı tüketilmesine yol açabilir.
► Komünitede üreticilerin aşırı azalması komünite için çok zararlıdır.
► Komünitelerde diğer türler üzerinde etkili olan, komünitenin yapısını önemli ölçüde şekillendiren türlere kilit taşı tür denilir. Bu türler, ekolojik rolleri gereği komünitelerin devamlılığına katkıda bulunur. Bu örnekte aslanlar, kilit taşı türdür.
► Bazı durumlarda komünitede doğal olarak yaşamayan türler, çeşitli etkenler sonucunda komüniteye taşınabilir.
► Bu türlerin bazıları doğal düşmanlarının baskısı dışında oldukları böyle ortamlarda aşırı çoğalarak komünitedeki diğer türlerle rekabete girebilir.
► İstilacı türler adı verilen bu türler, komünitenin yapısının değişmesine hatta bazı türlerin yok olmasına neden olabilir. Örneğin Karadeniz’in Türkiye kıyılarında yaşamaya başlayan 21 farklı istilacı tür olduğu, bunların yerel canlı çeşitliliğini yok ettiği belirtilmektedir.
► İstilacı türler, bazı türlerin yok olmasına neden olarak biyolojik çeşitliliğe zarar vermekte ve ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır.
► Akdeniz kıyılarında yayılmakta olan balon balığı (Lagocephalus sceleratus, Lagosifalus şeleratus); biyolojik çeşitliliğe, insan ve hayvan sağlığına zarar vermektedir.
